Ideas come from curiosity
Home > Blog > Uncategorized > Dijital pazarlamada nesil meselesi

Dijital çağda her ne kadar nesillerin birbirlerinden çok daha keskin bir şekilde ayrıldıklarını düşünsek ve bu nesillere Baby boomers, X, Y, Z gibi isimler vererek kalıplaştırmaya çalışsak da, aslında sosyal medya kullanımına bakınca bir yandan da jenerasyonların iç içe geçtiğini gözlemliyoruz. Belki de “üslup” ve “kullanım şekli” olarak düşünmek lazım. Üsluplara göre nesiller daha karakteristik özelliklere sahip olsa da, karşımıza 30 yaşındaki çocuğundan önce snapchat açmış, veya emoji kullanımına çocuklarından kat be kat hakim ebeveynler çıkınca şaşırmaz hale geldik. Aslında farklı nesiller aynı araçları ve markaları kullanıyorlar, ama kullanım şekilleri ve üslupları değişiyor.

Sosyal medya araçları, yani Facebook, Instagram, Snapchat gibi markalar, her marka gibi tabii ki bir hedef kitle belirleyerek yola çıkıyor. Ama yolda o başta yapılan planlar neye evrilecek, kimler tarafından kullanılacak, bu iç içe geçme nedeniyle tahmin etmesi zor bir hal aldı. Mesela Türkiye için herhalde en iyi örnek, politik olayların kamusal alanlara taşmasıyla twitterda gözlemlenen yaş ortalaması artışıydı.

Mark Zuckerberg, bu iç içe geçmişliği çok iyi gözlemleyip analiz ederek adımlarını ona göre atıyor ve rakiplerine nasıl çelme takacağını çok iyi biliyor. 2013 yılında Snapchat’e götürdüğü satın alma teklifinden eli boş dönünce kendi şirketinde, Snapchat’i yaralayacak yeni stratejiler geliştirdi. Son dönemde Instagram, history güncellemesini yayınladıktan sonra Facebook da selfie filtrelerini uygulamaya sokacağını duyurdu.  

Böylece Snapchat’in hedef kitlesi olan, ağırlıklı 13-20 yaş grubunun üzerindeki kitlenin karmaşık bulsa da kullanmak istediği özellikleri, daha yoğun kullandıkları Instagram ve Facebook üzerinden, üstelik kullanımını da kolaylaştırarak çok daha geniş bir kitleye sundu. Bununla belli ki özellikle 30 yaş ve üstünün kalbini yeniden çaldı ve Snapchat’e “layığıyla” entegre olamayan kesim, kendini evinde hissettiği mecrasında aynı deneyimi yaşama imkanını buldu.

Aslında hayat, dijital ve offline olarak ikiye ayrılmıyor. Belki pazarlamacıların bir kısmının en büyük hatası; son kullanıcının insan olduğunu, “içgörü”nün insana ait olduğunu, bu iki alanın birbirine geçtiğini, ve insanın dijital veya konvansiyonel insan diye ikiye ayrılmadığını unutması. Markaların da her ne platformda olursa olsun bunu gözardı etmeden planlama yapması, başarı hikayeleri için en temel gerekliliklerden biri.

Add comment

POWERED BY YETI